Regresyon ve rüyadaki göstergeleri

 

‘’Sude Hanım, son zamanlarda sık sık çocukluk yıllarına ait şarkılar dinlemektedir!’’

 

Regresyon ya da diğer adıyla gerileme, daha güvenli, daha rahat ve daha fazla haz vadeden çocukluk deneyimlerine geri dönüşü anlatır. Mevcut hayatımız beklentilerimizi karşılamaya yetmediğinde, kendimizi savunmasız, yalnız ve ağır sorumluluklar altında bulduğumuz durumlarda belleğimiz bizi; bu gibi sorunların yer etmediği – sorumluluk, güvensizlik ve yalnızlığın hüküm sürmemiş olduğu ilk çocukluk anılarına / deneyimlerine atmaktadır.

 

‘’Özcan Bey, en hafif rahatsızlıkta bile ağır hasta belirtileri göstermekte, abartılı bakım taleplerinde bulunmaktadır.

 

Öyle ki, çocukken ihtiyaçlarımızın ebeveynlerimiz tarafından karşılanması / karşılanmaya çalışılması söz konusudur. Kimseye karşı bir ödev veya sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Hayat henüz adapte olabilmiş olduğumuz bir yer değilse de her imdadımıza, her yardım çığlığımıza yetişen birileri vardır. Herkes ve her şey kendi ihtiyaçlarımız için vardır. Ancak, ilerleyen yaşlarda bu döngü aksi yönde değişmekte, yavaş yavaş ailemiz ve çevremize karşı sorumluluklarımız belirmeye başlamaktadır. Eskiden olduğu gibi her isteğimiz şıp diye yerine getirilmeyebilmekte ve artık talep eden rolde değil başkalarının taleplerine de yanıt verir bir roldeyizdir. Birçok kere de güç ve imkanlarımız ihtiyaç, beklenti ve arzularımızı karşılayamaya yetmemektedir. İşte tam da burada regresyon ve diğer savunma mekanizmaları devreye giriyor.

 

‘’Neslihan, ayıcık ile uyumayı bir alışkanlık haline getirmiştir!’’

 

Freud’un adını koymuş olduğu savunma mekanizmaları, ruh sağlığımızı koruma adına hayati bir işlev görmektedir. Bu görünmez zırhlar, engellenme ve çatışmaların önüne geçmekle birlikte, benliği koruma adına hayati bir işlev görür. Gerileme adlı savunma mekanizmasında birey, yaşına tezat bir biçimde doyurulmamış güdülerini çocuksu davranışlara bürünerek giderme eğilimindedir. Yetişkin yaşlarda sergilediğimiz çocuksu söz, karar ve davranışların altında regresyon mekanizması bizi bilinçaltı bir refleksle somurtma, ağlama, ilgi ve dikkat çekme gibi fiillere yöneltebilmektedir. Gerçek hayatta olduğu gibi rüyalarımız üzerinde de söz sahibi olan regresyon, türlü sembol ve imgeler üzerinden kendini belli ettirmektedir.

 

 

Kendimizi, bir çocuğu veya başkasını çıplak vaziyette bir su kütlesi içinde bulduğumuz rüyalar regresyon belirtisi sayılabilmektedir. Su kütlesi huzur, güven ve haz sağlayan anne karnındaki amniyotik sıvının bir temsili, su kütlesindeki kişi ise anne karnı huzuru arayışındaki kendimizi temsil edebilmektedir. Böyle rüyalar bununla birlikte gerçek hayattaki ruhsal çıkmazlarımızın, güvensizliğimizin ve bağımlı ilişkilerimizin de belirtileri sayılıyor.

 

 

Ağlama, somurtma, hasta düşme ve benzeri fiillerin bulunduğu rüya örneklerinde de gerilemeden söz edilebilir. Bu tür rüyalar, tıpkı ilk çocuklukta olduğu gibi bir tür dikkat ve ilgi çekme çabasında olabileceğimizi teşhir ediyor. Bu, aynı zamanda kendimizi güvensiz ve duygusal desteğe muhtaç bir vaziyette olduğumuz gerçeğine işaret ediyor.

 

*Alternatif bir okumada, Bulantı filminin (2015, Zeki Demirkubuz) son sahnesini regresyon göstergeleri bağlamında ele alabiliriz. Bir trafik kazasında kaybettiği eşi ve kızı, Ahmet’in duygu kabızı, anlamsız, yalnız ve kopuk yaşantısına görünür bir etkide bulunmamıştır. Var oluş sıkıntısı içinde sürüp giden tekdüzelik filmin son sahnesinde ana rahmine simgesel bir geri dönüşle sonlanacaktır. Uygar dünyanın elektriği kesildiğinde inancın mumu yanacak, asansör çalışmaz duruma gelecek, merdivenlerden aşağıya, kendi bilinçaltının karanlığına yolculuk başlayacaktır. Ahmet’in tekinsiz yaşamının tesellesini verebilecek kişi apartmanın en alt katında konuşlanmakta olan simgesel annedir. Dizlerine ana rahmindeki bir fetüs gibi kıvrılıp kapanacak, bir çocuk gibi ağlamaya başlayacaktır.

 

 

Çocukluk yıllarına ait görüntüler; oyun oynama, şakacılık, muziplik ve benzeri rüya sahneleri de tipik gerileme göstergeleri olarak varsayılabilmektedir. Çocukluk yıllarına ait objeler, oyuncaklar, emzik, biberon vb… de çoğu rüyada benzer anlamları karşılıyor.

 

İlginç diğer bazı rüya örneklerinde de regresyon belirtileri bulmak mümkün. Anne, mağara, süt, fetüs ve benzeri görüntülerin iştigal etmiş olduğu düşlerde de gerçek hayattaki güvensizliğimiz, haz vermeyen yaşantımız sahnelenmiş bulunuyor.