Kendi kendine rüya tahlili – 8 DEĞERLİ İPUCU

Görmüş olduğumuz bir rüyanın anlamını bulabilmenin en doğru ve en kestirme yolu hiç şüphesiz sembolik lisana hakim olmaktır. Sembol dilini çözümlemek için psikoloji, genel kültür ve mitoloji alanlarında asgari düzeyde de olsa belli bir bilgi birikimi gerekecektir. Başta, konuşturma olmak üzere birçok yöntem ise rüyanın sembolizmasını kestirme yoldan açığa çıkarabilir.

 

1-Rüyadaki kişi ve nesneleri konuşturma, rüyanın anlamını deşifre etmek için kullanılan en bilindik ve en etkili yöntemlerden biridir. Aşağıdaki rüya kaydını gelin, bu yöntemle birlikte tahlil etmeye çalışalım:

 

‘’ Şatoya benzer görkemli bir tarihi kale şiddetli bir depremle sarsılıp, yıkılıyor. İçerideki kral ve muhafızları kalenin burçlarından aşağı düşerek ölüyor.’’

 

Rüyadaki görkemli tarihi kaleyi konuşturacak olursak şunları diyebileceğini farz edebiliriz: ‘’Uzun yıllardır burada, ıssız bir dağ başındayım. (yalnızlık – içe kapanıklık) ‘’

 

Kral derdi ki: ‘’Uzun yıllardır burada, bu ıssız dağ başında, rahatsız edici gürültü ve sorunlardan, dışarıdaki tehdit eden kalabalıktan uzakta muhafızlarım eşliğinde yaşıyorum. (Gurur, güvensizlik, korku) ‘’

 

Muhafızlar derdi ki: ‘’Uzun yıllardır burada kralı koruyoruz. (Savunma düzenekleri) ‘’

 

Kale tekrar araya girip şunları diyebilirdi: ‘’Ama daha önce hiç olmayan bir şey oldu. Bu gece alttan alttan korkutucu bir sarsıntı oldu. İçimdeki kral ve muhafızları kalenin sözde sağlam burçlarından aşağıya düşerek öldü. Tüm duvarlarım yıkıldı veya hasar gördü. ‘’

 

Rüyanın ardında yatan gerçeklik ise şu idi: Uzun bir zamandır psikolojik sorunlarla boğuşan rüya sahibi adeta ev hapsine çekilmiş olduğu bir yaşam faslına veda ediyor. Şiddetli bir deprem meydana geliyor, aşık oluyor! Sağlam ve güvenli kabul ettiği kabuğu (kalesi) yıkılıyor. Eski şartlar ortadan kayboluyor. Bu yeni süreç, bu hiç de alışkın olmadığı senaryo tüm duvarlarını bir bir yıkıp geçiyor. Tutucu ve savunmacı yönünü simgeleyen kale ağır hasar alıyor. Öyle ki aşk, karşı koyabileceği bir durum değil. Savunmasız kalıyor, muhafızlar ölüyor. Kendi dünyasının yalnız ve gururlu kralı (rüya sahibi) da onlarla birlikte ölüyor, sembolik olarak eski benliği ölüp, geçmişe karışıyor.

 

2– Rüyaların çok büyük bir kısmı son dönem yaşantılarımızdan beslenir. Rüyalarımızı geleceğe yormaktan hoşlanan bir tarafımız vardır. Lakin sayısız çalışmada bunun böyle olmadığı, rüyanın odağının gelecek zaman değil şimdiki zaman olduğu tartışmasız bir gerçektir.

 

 

 

3– Rüyalarımızın bize güzel şeylerden söz etme konusunda bir hayli cimri davranacağını iddia ebebiliriz, çünkü rüyanın en temel misyonu gelişimi sağlamak, gelişimin önündeki engel ve sorunlara dikkat çekmektir.

 

 

4– Duygusal tesiri canlı konular aynı zamanda rüyada en sık işlenen konulardır. İş ve okul stresi, ikili ilişkiler ve sağlık rüyada en çok işlenen konu başlıklarıdır.

 

5– Rüyamızdaki hayvan, nesne ve kişiler kendi gerçekliğimizin yansımalarından ibarettir. Babamızla tartıştığımızı görmüş olduğumuz bir rüya rasyonel ve kurallara uygun hareket etmemiz gerektiği mesajı, köpekten kaçtığımız bir rüya örneği ise saldırgan ve dürtüsel tarafımızı konu edinecektir.

 

6– Rüyaların anlamı örtüktür. Jung’un da dediği gibi ‘’Rüyalar doğal fenomenlerdir ve doğa kendi hazinelerini cömertçe ortaya koymaz.’’

 

7– ‘’Rüyalar abartı dilini sıklıkla seçer.’’ Söz gelimi yeni taşındığımız bir çevrede yaşadığımız uyum güçlüğü tekin olmayan bir denizde yüzerken boğulma tehlikesi geçirdiğimiz bir sahne ile yansıyabilir. Rüyanın bunu yapmasındaki amacı bizleri muhtemel olumsuz senaryolara karşı hazırlıklı hale getirmek, birikmiş negatif enerjiyi öncesinden boşaltabilmektir.

 

8– Rüyaya eşlik eden duygular hangi gerçek hayat konusunun işleniyor olabileceğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Örneğin; çil çil altın bulmuş olduğumuz fakat sevinemediğimiz bir rüya sahnesi gerçek hayatta arzu ettiğimiz bir şeye kavuşmuş olmanın beklenen etkiyi bizde yaratmamış olduğu gerçeğine işaret ediyor olabilir.